|
SORU:
İbadetlerimizde ihmal ve
tembelliklerimiz oldu. Şimdi ise
yaşımızla birlikte aklımız da başımıza
geldi. Kılamadığımız bunca
namazlarımızın vebalinden şimdi nasıl
kurtulacağız Bize bilgi verebilir
misiniz kılamadığımız bu namazlarımız
konusunda?
CEVAP : Namaz, gerçekten de en
son on beş yaşlarında farz olur
insanlara. O günden itibaren her namaz,
borç olarak zimmetine yazılır gencin.
Farz olduğu günden itibaren bu namazları
kılarsa mutluluk duyar, kulluk görevini
yapmış olur. İhmal eder de kılmazsa, bu
defa hem namaz borçlusu olarak kalır hem
de tehir etme günahı başlar. Bu tehir
etme günahı, namaz kılınmadığı müddetçe
devam edip gider! Ne zaman kılarsa o
zaman geciktirme günahı da sona ermiş
olur kıldığı namazın... Bundan dolayı
namaz borçlusu olanlar, Allahın verdiği
sayısız nimetleri peşin olarak kullanıp
da ibadet borçlarını veresiyeye
bırakmamalı, her vaktin girişinde
üzerlerine farz olan namazlarını hemen
kılma titizliği göstermeli, tehir etme
günahını yüklenmeyi asla göze
almamalılar. Şurası da unutulmamalı ki,
namaz borcundan kurtulmanın tek çaresi,
vaktinde kılmak, kılınamayanları da ilk
fırsatta kaza etmektir. Kaza etme niyeti
öyle zor ve karışık değildir.
Niyet ettim vaktinde
kılamadığım en son sabah namazının,
(öğle, ikindi, akşam, yahut da yatsı)
farzını kılmaya... diyerek, en son
kılamadığı namazlardan borç ödemeye
başlayabilir. En önce kılamadığım
diyerek de niyet edebilir. Bu takdirde
de gençlik devresindeki ilk farz namaz
borçlarını ödemiş olur.
Aslında üç kerahet vakti
dışında günün bütün saatleri kaza
kılmaya müsait vakitlerdir. Bu sebeple,
bulunan her fırsatta kaza kılmalı, tehir
etme günahına son vermeyi önemli bir
kazanım olarak görmelidir. Özellikle
evde, camide vakit namazları önünde ve
sonunda mutlaka kaza namazı kılma
alışkanlığı kazanmalı, bunu ihmal
edilmez âdet haline getirmelidir ki,
bunca namaz borçlarından kurtulma mümkün
hale gelsin...
Böylece her fırsatta kaza
kılmaya başlayarak namaz borcunu tümüyle
ödeme niyetine giren samimi insan, ömrü
vefa etmeyip de ebedi âleme borçlu
olarak gitse bile inşallah kalan
borçlarını da Rabbimiz bu samimi kaza
etme niyeti hürmetine bağışlayabilir,
diye ümit etmek de mümkündür. Hatta
kıldığı sünnetleri de kaza borcu yerine
Efendimiz tarafından ona hediye
edilebileceği yolunda müjdeli rivayetler
de söz konusudur.
Yeter ki aklı başına
gelen borçlu insan, büyük bir
samimiyetle kaza namazlarını kılmaya
başlamış bulunsun, ümitsizliğe
kapılmadan fırsatları değerlendirmeye
yönelmiş olsun. Şurası da bir gerçektir
ki, namaz başka ibadetlere benzemez.
Sevabı da günahı da diğerlerinden çok
farklı olur. Nitekim Efendimiz (sav)
Hazretlerine Sevabı en çok amel
hangisidir diye sorulduğunda cevabı
şöyle olmuştur: Sevabı en çok amel,
vaktinde kılınan namaz ile ana babaya
yapılan hizmettir...
Öyle ise bu büyük olayın
artık farkına varılmalı, daha fazla
tehir günahına girmeden borcu bir an
önce ödemeye yönelmelidir. Çünkü namaz
borcu ancak kılınarak ödenir, başka
türlü ödeme şekli yoktur.
|