|
+
O'NUN HAKKINDA YAZILAN MAKALELER
O'NU
HER VARLIK SEVDİ - Mehmet PAKSU
Onu neler sevmedi, kimler sevmedi ki...
Onu her şey sevdi, her varlık sevdi.
İşte onu sevenlerin bazıları:
Bulutlar sevdi onu, güneşten
koruyarak...
Ağaçlar sevdi onu, toprağı yarıp
yerinden çıkarak...
Kurtlar sevdi onu, çobanlara rehber
olarak...
Güvercinler sevdi onu, önünde yuva
yaparak
Örümcekler sevdi onu, huzurunda ağ
örerek...
Keçiler sevdi onu, sütsüz halde iken süt
vererek...
Develer sevdi onu, görünce önünde
çökerek...
Azgın boğalar sevdi onu, karşısında
boyun bükerek...
Geyikler sevdi onu, verdiği sözde
durarak...
Dağlar sevdi onu, heyecanından titreyip
sallanarak...
Taşlar sevdi onu, avucuna girince “Allah
Allah!” diyerek.
Toprak sevdi onu, ayağını vurunca
bağrından su fışkırtarak...
Kuyular sevdi onu, kupkuru iken sularla
çağlayarak...
Aylar sevdi onu, bir işareti ile iki
parçaya ayrılarak...
Güneşler sevdi onu, batmasını
geciktirerek...
Melekler de sevdi onu, savaşlarda yardım
ederek...
Cinler sevdi onu, sesini duyunca hayran
kalarak...
İnsanlar sevdi onu, sesini duyunca
hayran kalarak...
Bebekler sevdi onu, can atarak, canlar
vererek...
Ama asıl onu Rabbi seviyordu, ona
“Habibim” dedi en çok sevdiğini ifade
ederek...
Peygamberimizi sevmek, imandır,
ibadettir, Cennettir, huzurdur,
mutluluktur.
Peygamberimizi sevmek hepimiz için en
üstün sevinç ve neşedir, heyecandır ve
güzelliktir.
O olmasaydı, ne biz olurduk, ne dünya ve
de evren.
Gerçek mü’min olmak onu sevmekten
geçiyor. Allah’ı sevmenin ölçüsü de onun
izinden yürümekten geçiyor.
Ne mutlu size, ne mutlu bize ki, o bize
sevgiyi, sevmeyi ve sevilmeyi öğretti.
Ve onu, canımızdan çok seviyoruz,
sevmeliyiz.
YOLUNU HEDEFLEDİK YA RASÜLALLAH
Coğrafya Öğretmeni Gülşen Töngemen'in
kaleminden Peygamberimize hitaben kaleme
alınan ve katıldığı yarışmada birinci
gelen mektup şu dizelerle ifade edilmiş:
Sınırsız Hamd ve şükürler... Tüm
zerreleriyle kâinatın, Sonsuzluğun,
alemlerin, Çağların ve zamanın sahibi
olan
Allah Azze ve Celle'ye...
Yaratılmışların ve sonsuzluğun
Zerreleri adedince selâm.
Selam
alemler Nurundan Yaratılan
Selâm
Hatemu'l-Enbiya olan
Selâm
Gönüller Sultanı Peygamberim
Selam
Ahmed-i Mahmûd-Muhammed Mustafa Üzerine
olsun...
Yanında olmak, devrinde yaşamak,
Gül devrinde, yanında olmak isterdim.
Ne çölde bir kum tanesi, ne kabzada
gümüş,
Ne devrinde bir taş,
Ne baktığı hâlde seni göremeyen bir baş.
Hayır... Hayır Ya Resûlallah,
Ayağında toz değil,
Yanında davanda olmak isterdim.
Miraçtan döndüğünde sana inanan
Sıddık.
Heybetiyle Şehadete gelen, Ömer,
Uhut'ta Hamza olmak isterdim.
Ali olmak isterdim Hicret'te.
Ölümü göze alıp yerine uzanan
Göz yaşlarını sildiğin Fâtıma,
Açlıktan taş bağladığında vücuduna,
Sana sofra açan kardeş olmak isterdim.
Muaz olmak...
"Sana inanıyor seni seviyoruz,
Allah'ın izniyle emret bize,
Emret'te bizler, denizlere yürüyelim."
Diyen, Saad b. Muaz olmak isterdim.
Seni gören bir kul değil,
Yüreğinde coşkusuyla imanın,
Davanda ben de varım diyen,
Akabe'ye ilk gelen Ashab olmak isterdim.
Hayır... Hayır, toz değil Ey Nebi
Taif'te bir dev olmak isterdim.
Değmesin diye sana taşlar.
Dağlar devrilmeyi beklediğinde
"Affeyle Allah'ım" diyen duanı duymak
isterdim.
Hoş görebilmeyi,
Tebessümü senden öğrenmeyi,
Mescitte seni özlemeyi,
"Anam-Babam Sana Feda olsun"
Vazgeçeriz senin için her şeyden
Diyenler gibi, huzurunda öğrenci olmayı,
Dinlemeyi, eğitmeyi, öğretebilmeyi,
Öğretmeliği senden öğrenmek isterdim.
Hamd olsun, çağların ve zamanın sahibine
Yine; Uhut'ta, Hendek'te, yine
Bedirlerdeyiz.
Evlerimize girdi Müşrikler;
Kara kutulardan vuruyor sinsice
Muhammed'ül-Emin diyorlardı,
Müşrikler de biliyorlardı, görmüşlerdi
seni.
Gururları, şirk girdabına düşürmüştü bir
kere
Tutamadılar ellerinden, ey sevgili.
Seni bilmek değil sadece, yolunda
yürüyen olmak isterdim.
Güllere dokunan değil sadece, kokusuyla
yanmak isterdim.
Yine aynı gurura yenik düşüyor nefisler
Güllerin dikenlerine bakıyor,
Hayatın hep dikenlerine takılıyoruz.
Putlarımız öylesine çoğaldı ki şimdi
Çağdaşlık gururuyla yaşıyoruz sanki
cehalet devri.
Hırs- Öfke- Nefret ve Zulüm
Bir mirasyedi gibi tüketti insanlığı ve
dünyayı.
Hep söylemlerde insan hakları, hoşgörü
ve anlayış
Çözemedi çağdaşlık, hiçbir problemi
sensiz.
Güldeki koku, Lütuf, Rahmet,Rahman ve
Rahim ne demek
İman ne demek.
İnsanlık; Erdemi, Sevgiyi, Sevginin
Kaynağını arıyor.
Fikirler arayış içinde, akıllar şaşkın.
Ey alemlere rahmet gelen sevgili,
Sana muhtaç insanlık.
Ruhlarımız seni arıyor, özlerken seni
derinden.
Nefislerimiz girdaba döndü, ateşler
çekiyor.
Dağlar utanıyor yaptıklarımızdan
Devriliverecek üzerlerimize.
Ya Resûlallah...
Taif'teki duanı bir daha, bir daha söyle
Hürmetine yağsın, hidayet nurları
gönüllerimize
Öğrenecek bir gün, öğrenmeye muhtaç
cihan.
Erdemine muhtaç Ey Nebî...
Rabbim'in ikramıyla
Gönüllere gülleri, Muhammed'ül-Emin
dikermiş.
İnsan kendin, kendini bildin mi bir
kere,
Kuldan Mevlasına yol var gidene
O yollarda gerek yolcuya ışık
Hakikat deryasında
Hakka yakîn olmak isteyen aşık,
Mürşid-i Kamil olan Peygamberi bulmalı
derim.
Biliriz ırmağa katılmadan deryaya
ulaşılmaz.
Düşmeden enâniyete, "damlayım ben de"
diye,
Vadilerde kuruyan dereler gibi değil,
Sevgi ırmağına katılıp, deryaya erişmek.
Görünen her karanlığa, seninle ışık
olmak isterdim.
Şimdi Akabelere hazır gençlerimiz var
Değil artık öyle. Gel Ey Nebi demek
nafile
Yöneldik hakkın yoluna, yolundur
hedefimiz.
Kayboluruz sensizlikte
Nazar eyle, Nur ol gönüllerimize
Bir haber gönder nesebin seyyidlerle,
Akabelerde buluşmak isteriz.
Ey Alemlere Rahmet olan Sevgili
Al yine ellerimiz ellerine,
Bedir'de eylediğin duayı, bir de bizim
için söyle...
Seni model olmayı, sünnetine sarılmayı,
imanı yaşamayı
Allah'a kul olmayı...
Ya Rab nasib eyle, secdelerde gör bizi,
gençlerimizle
Ashab olamayız, zaman geri dönmez ki,
Misafiriz burada, rüyalarda görüşmek,
Asıl vatan ora, orada buluşmak
Ölüm dedikleri, dosta kavuşmak
Korkmadan severek ölebilmek derim.
Buyurmuşsun,
"Yıllar sonra beni görmediği halde
Beni çok seven gençler olacak,
Onları görmeyi ne çok isterdim."
Keşkeşan'da bir yıldız da ben
O gençlerden biri de ben olmak isterdim.
|