Kutlu Doğum Ana Sayfa
Kutlu Doğum Tanıtım
Güzel Ahlakı
Beşeri Tavırları
Mübarek İsimleri
Hicreti
Peygamberimizin Şemaili
Power Point Sunular
Hz. Muhammed Kimdir?
O'nunla İlgili Siteler
O'nu Anlatan Şiirler-Natlar
Konferanslar
Gül Üzerine
Animasyonlar
Kutsal Emanetler
O'nu Anlatan Makaleler
O'nu Anlatan Kitaplar
Davetiye Örnekleri
Açılış Konuşmaları
Veda Hutbesi

+

YAĞMUR

 

Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım

 

Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım

 

Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım

 

Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım

 

Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım

 

Bahira'dan süzülen bir yas da ben olsaydım

 

Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım

 

Senin için görülen bir düş de ben olsaydım

 

Yeryüzünde seni bir gürmüş de ben olsaydım

 

Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım

 

Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım

 

Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım

 

Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın

 

Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım

 

NURULLAH GENÇ

Hangi ürkek kavgada yaralandın yiğidim

Seni bu şuh kafese hangi zâlim el koydu
Diyorsun:bir zamanlar gülşen de bir bey idim
Hayrandır bilmez misin âlem dahî bir güle
İçinde kızıl tüylü köstebekler ve günâh

Dağa çık,ovaya in,eğil de bak bir göle
Çekiyor gülsüz kalan her zavallı şimdi âh
Çiçeklerin dilini unuttuğun yetmedi
İpek nağmelerini gömdün karanlığına
Yine de,nağmelerin intizârı bitmedi

Ebedî güllerini mihmân kıldı dağına
Bir Latin çiçeğine aldandı bakışların
Akreplere sevdalı neyin varsa dumanlı
Nerede o her yanı gül kokan nakışların
Nasıl bir âfet ki bu,feryâdın bile kanlı
Sana küskün,o uçsuz bucaksız soylu vatan
Batırdın hiç batmayan güneşi toprağında
Oysa bir gül aşkıdır yine kalbinde yatan
Yollara düş,bul O'nu yitirdiğin bağında

Savur kirpiklerini
Kurtulup ayağı yılanlı her kuş
Gül bıraksın Cem'in avuçlarına
Cemşîd'i Cemgül diye çağıran efsaneler
Bir gül görüp canevinden vurulun
Karanlığı aydınlansın kulların
Çünkü ışık mehtâbıdır güllerin

Gül,yağmurun bir sonraki adıdır
Gülün mecûnudur bütün çiçekler
Sonsuzluk gül, sensizlik gül,gül pusat
Gül cemresi,gül yağmuru,gül hasat
Gülü sevenlerin yoktur karası
Kurşundan beterdir gülün yarası .

Anaların gül rahminden derdiği
Dervişlerin erguvanda gördüğü
Cübbesini gül ipiyle dokuyup
Sarığını gül şeklinde ördüğü
Lâlede dertli sarhoş
Nergiste baygın gurûr

Karanfilde damar damar tâze kan
Dikende isyana mührünü vurur
Çiğdemle seyyahtır,zambakla silah
Sabır denizinde tahammül kuşu
Miğferine gül ışığı bulaşan

Gülün kanadında çıkar yokuşu
Şehzâde gül, prenses gül, kral gül
Doğuda gül,batıda gül,maral gül
Sevdalılar gül alıp gül satarlar
Gül olanlar, gül tahtında yatarlar
Mesâfeler gül alırken gönülden
Neden böyle uzaksın ki sen gülden

Boşalt sadağından dikenlerini
Düşün binlerce yıl dağarcığında
Bu derdi kahırla çekenlerini
Düş yollara ,iki gözün aksa da
Kavuş güle, gül seni bıraksa da

Hasbahçesinde ömrün yakın olmaz bana gül
Bîzarım ümîdime kurulan her tuzaktan
Tutuştu o lâcivert hayâle düşen kâkül
Bakanlar baktı sana;ben uzaktan uzaktan
Yandı birden korkuyla gözlerine uçan kuş
Bulutlar aynalara seni sordu ıraktan
Deniz sanki isyânkâr bir rüyada boğulmuş
Nehirler aktı sana ;ben uzaktan uzaktan
Peşimde her âşığın gölgesini taşırım
Alırım esrârını her devin bir dudaktan
Dağda haramilerle, kurtlarla ağlaşırım

Gökler sıcaktı sana;ben uzaktan uzaktan
Nerede bu çileyi çekenlerin tarihi
Kalbimin enkazına kan akıyor duvaktan
Çölde kalan ruhların bile döndü talihi
Türküler yaktı sana;ben uzaktan uzaktan
En kavî diken dahî murâd alır bağında
Bırakıp derde beni,kurtulursun firâktan
Gece-gündüz esridin bir kaktüs yaprağında
Gelmem yasaktı sana;ben uzaktan uzaktan
Simsiyah bir kıyâmet tohumu filizlenir
Mezarıma isminle atacağın topraktan

Acılar sanki neden bu sevdada gizlenir
İçim tutsakdı sana;ben uzaktan uzaktan
Zembilcide büyüyen,dal üstünde uyuyan

Gülmek sende gül olur,gül bende diken diken
Elmas beşik içinde kundağını öptüğüm
Sevmek tende gül olur,ten bende diken diken
İnci döker gözlerin asil kirpiklerinden
Umut kanda gül olur,kan bende diken diken
Kezzap akıtsan bile filizlenir yüreğim
Ölüm canda gül olur,can bende diken diken

Mâverayı bulunca kapında süvariler
Kılıç kında gül olur ,kın bende diken diken
Kafdağından öteye gidenler bir gün döner
Hasret handa gül olur,han bende diken diken
Hasadı diriliştir tarlasında sevginin
Buğday unda gül olur,un bende diken diken

Acıların birikir birikirde içimde
Her şey bende gül olur ,ben bende diken diken

Gül sesleri geliyor;her yer duâ ve niyâz
Açtı gök kapısını yerde çiğ taneleri
Adımları parıltı,alınları bembeyaz
Dağılıyor evrene gülün mestâneleri

Sen ki,en büyük GÜL'sün ,en çok gülü seversin
Söyle bahçıvanına,bir gül de bana versin

Ulu Tanrı adıyla aldığım her nefes
Senin için gül açar,kuş olup göğe uçar
Sen ey bahar elçisi,sen ey kutlu güldeste
Senin için cansızlar bile canından geçer
Gölgeler şehrinde gül,kimseye kalmayacak
Öteler şehrinde gül, bir daha solmayacak

 

Nurullah Genç

 

AHMET YÜTER

Gül Efendim,

Sonsuz selam, sonsuz salat, sonsuz muhabbet ve ihtiram sana.

Elimin müjdesi, dilimin muştusu,

Gönlümün hakikat ruhu, ufkumun kahramanı, dünyamın zimamdarı,

Hilkaten fatiham, Nübüvveten hatimem, ezelen ve ebeden Efendim.

Varoluş varlığım, gül çağında gül ıtırım,

Gül Efendim.

Canların cananı, güllerin gülistanı,

Sonsuzluk aşkımın nur-u ummanı, gönül dünyamın mihveri,

Hayat eksenimin odağı, en mühim nokta-i nazarım,

Her halükarda başvuru kaynağım, rehberi furkanım,

Yegane sığınağım, barınağım ve limanım,

Gül Efendim.

Tesellim, bahar iklimim,

Hayatıma hayat sunan biricik modelim,

İnsanlığın iftihar tablosu Hazreti Peygamberim,

Âlemlere rahmet olarak gönderilen,

İnsanlığa armağan olarak vazifelendirilen,

İlâhi ikramım, canım, cananım,

İnsanlığa, insanlığı ve imanı soluklayan muhbir-i sadıkım

Gül Efendim.


Teri gül kokan, gönlü gül kokan, ömrü gül kokan,

Gül Efendim.


Tebliğden önce temsil gücüm,

Korkutmayan, ürkütmeyen, nefret ettirmeyen, sevdirenim,

Zorlaştırmayan, kolaylaştıran, iyilikle, güzellikle davrananım,

İnsanlık âlemine nümune-i imtisalim,

Muhabbetiyle, hoşgörüsüyle, yaklaşımıyla,

Eşsiz özellik ve güzelliğiyle yaşayan Kur’ân’ım,

Gül Efendim.


Başlara baş, kalplere ilaç, ruhlara ışık ve ufuk,

Rengime renk, çizgime çizgi, ölçüme ölçü,

Renk, renk, huy, huy, çizgi, çizgi, yol, yol izdüşümler halinde,

İçimde, metafizik yönümde yaşayanım,

Gül Efendim.


Ahengim, rengim, özümde biçimlenen irfanım,

Hayat seyrimin fethi, damarlarında dolaşan imanım.

Kafa, kalp ve ruh bütünlüğümde şekillenen Sultanım,

Beni nice ümitlerle hülyalandıran hayalim, gerçeğim,

Düşüm, gülüşüm.

Gül Efendim.

Gecelerimin ışığı dolunayım, gül baharım,

Nazenin fidanlarımın üstünde çiçek çiçek açıverenim,

Şafak serinliğimi, bakış derinliğimi dupduru sularıyla yıkayanım,

Kutlu zaman dilimim, ölümsüz bahar atmosferim,

Sevgi oymağımda sevincim, sevgilim,

Hiç başımı yastığımdan kaldırmadan, gözümü kırpmadan,

Asırlarca sürüp gitmesini istediğim tatlı rüyam,

Misk-i anberim, solmayan boyam,

Dimağımda elvan elvan lezzetim, izzetim, şerefim,

Gül Efendim.



Ahmedim, Mahmudum, Muhammedim,

Halık-ı Yezdanımdan, Sultan-ı Müeyyedim.

Gül Efendim.

Hayatımın siyeri, vasfımın şemaili,

Yakınlığına yakınlığımın ifadesi hilyem,

Şanına layık mi’racım, namına layık mesnevim,

Terennümlerim üzerine bestelenmiş ilahim,

Kağıt kağıt, kalem kalem, kitap kitap, söze layık, kelama layık,

Aşkım, vecdim, muhabbetim,

Gül Efendim.

Gönlümün gülü, sinemin sünbülü,

Yüreğimin bülbülü, derdimin dermanı, ruhumun fermanı,

Nazlı ve nazenin gözbebeğim, nur-u dilaram,

Andelib-i Zişanım, sevda iklimim, güzel kokan mevsimim,

Rahman ve Rahimin kudretiyle, İbrahimce, Ahmedi nefesli yarim,

Gül Efendim.


Güneşim, yıldızım, ışığım,

Medine’deki nurum, ak kalbime Banu Cihanım,

Güçsüzlüğümün gücü, çaresizliğimin çaresi, şanım,

Gül Efendim.


Sonsuz selam, sonsuz salat, sonsuz muhabbet ve ihtiram sana

Gül Efendim.


Senin olmadığın yıllarda,

Çölün ortasında alevler almış başını gidiyordu.

Küfürler kavurarak, har vurup harman savuruyordu.

Gündüzler anlamını yitirmişti.

Geceler büsbütün yalanları solukluyordu.

Dalga dalgaydı nefesler, kısılmıştı, titrek titrekti sesler

Gündüzler de, geceler de hiç yaşanma imkanına erişemediler,

Yetimdi sözcükler ve sevgiler, acılar besteliyordu yürekler

Cahilce işleniyordu cinayetler, kızlarını diri diri toprağa gömüyorlardı babalar.

Cinnet karargahına dönmüştü kalpler, hırpalanmıştı bünyeler,

Hor hakir görülüyordu, insandan bile sayılmıyordu kadınlar,

Çarmıha geriliyordu masum ve narin kelebekler,

Hayat hakkını bulamıyordu bebekler, körpeler

Güçsüzlerin gücünü emerek güçleniyordu güçlüler,

Dünyaya dünya olduğunu hissettirmediler,

Özleminle dolup taşıyordu özlem yüklüler,

Senin olmadığın yıllarda, zamanlarda,

Gül Efendim.


Ah keşke ne olur hep aşkınla oturup aşkınla kalkabilsem,

Ruhların yükselişleri gibi ufuklarında dolaşabilsem,

Ne yapıp edip de taa iç dünyalarına derinlemesine akabilsem,

Mecnun gibi arkandan yorulmadan koşabilsem,

İçime bir kor gibi düşerek, ocaklar gibi yanabilsem,

Sensiz geçen her türlü acılardan ah bir kurtulabilsem

Gül Efendim.


Yine karanlıklar bastı, ışıklar kesildi, ipler gerildi,

Bulutlar üstümüze karargah kurdu, çıkmaz sokaklar çoğaldı,

Yollar çatallandı, insanlar yoruldu, daraldı, bunaldı,

Varlık içinde yokluk çektiriliyor can taşıyanlara,

İmdat çığlıkları dağlar boyunca dalgalandı,

Kara çizgiler belirdi kara bahtımızda,

Yitirdik kendimizi, senin aşkını yitirdik.

Tuzakların esaretinde inlemekte kulaklarımız.

Feri kesildi gözlerimizin, tesiri kalmadı sözlerimizin,

Divanelere döndüğümüz muhakkak, yaya kaldığımız muhakkak.

Kendimizi unuttuğumuz muhakkak, Seni bilmez olduğumuz muhakkak.

Gül Efendim.


Sana her zamankinden daha muhtacız Efendim,

Uyandır gaflet uykularından bizleri Efendim,

Yeniden içime, gönlüme, metafiziğime doğ Sen

Ey Sevgili.

Gül Efendim.


Öyle bir doğuşla doğ ki, öyle bir gelişle gel ki,

Öyle bir sarışla sar ki; dünyam başkalaşsın, gönlüm yenilensin,

Ufkumda ısı ve ışık yüklü güneşler doğsun.

Gecelere renk veren aylar semalarımı kaplasın,

Yıldızlar saf saf etrafımda dizilsin, hakikatler sezilsin.

Bilinmesi gerekenler bilinsin, derilmesi gereken güller derilsin.

Gül Efendim.


Gel ey aşk ikliminin Sultanı,

Gel ey güzellik şahikalarımın dolunayı,

Gel ey vefa ve safa göklerinin hilali, cemali,

Gel ey güzellikler ordusunun hakanı, varlık aleminin özü, kemali.

Gel, gel de dağıt şu zulmeti. İkram et, yitirdiğimiz cenneti.

Deriver içimize layık gülleri, sünbülleri,

İtiverme ne olur elinin tersiyle bizleri.

Aklımıza sun akılları, basiretleri,

Gül Efendim.


Gel, kine kilitlenenlerin kilidini kırmak için,

Nefrete odaklananların nefretini ortadan kaldırmak için,

Düşmanlığa sadık kalanların, zavallı ruhların,

Boyunlarındaki zincirleri çözüp açmak için,

Gül Efendim.


Gel, Senin sevginle sevgilerimizi, Senin merhametinle merhametimizi,

Senin şefkatinle şefkatimizi, Senin sinenle sinelerimizi,

Senin muhabbetinle muhabbetimizi,

Senin hoşgörünle hoşgörümüzü

Coştur Efendim, bizleri koştur Efendim

Gül Efendim.


İçimize bir gül, gönlüzüme bir gül, özümüze bir gül,

Gül Efendim.


Sonsuz selam, sonsuz salat, sonsuz muhabbet ve ihtiram sana

Gül Efendim.
Salat: Namaz, dua

Muhabbet: Sevgi

İhtiram: Hürmet, saygı

Muştu: Müjde

Zimamdar: İdareci, yönetici

Hilkaten: Yaratılıştan

Fatiha: Açan, başlangıç

Nübüvvet: Peygamberlik

Hatime: Son, bitiş

Itır: Güzel, hoş koku

Gülistan: Gül bahçesi

Umman: Okyanus

Mihver: Küre ve silindirin ortasından geçtiği kabul edilen doğru çizgi

Nazar: Bakış

Furkan: Doğruyu yanlıştan ayıran, Kur’ân-ı Kerim

İftihar: Övünme

Muhbir-i Sadık: Doğru haberleri ulaştıran, Peygamber Efendimiz

Tebliğ: Bildirme

Temsil: Benzetme

Nümûne: Örnek

İmtisal: Uymak

İzdüşüm: Bir ışık kaynağından çıkan ışınların bir ekran üzerinde meydana getirdiği görüntü

Metafizik: Fizikötesi

Ahenk: Uyum

Hülya: Hayal

Düş: Rüya

Misk: Bir cins güzel koku

Anber: Güzel koku

Dimağ: Beyin

Elvan: Renkler

Halık-ı Yezdan: Hayırları yaratan mâbûd, Cenab-ı Hak

Müeyyed: Kuvvet verilmiş, sağlam

Siyer: Peygamberimizin hayatını anlatan eser

Vasf: Sıfat

Şemail: Huy, tabiat, ahlak

Hilye: Güzel sıfatlar, süs

Mi’raç: Merdiven, yükselicek yer, Efendimizin, Cenab-ı Hakk’ın huzuruna çıkma mucizesi

Nam: Ad, isim

Mesnevi: Her beytinin mısraları kendi aralarında kafiyeli nazım şekli

Terennüm: Yavaş ve güzel sesle şarkı söylemek

İlahi: Allah’ın varlığı ve birliği gibi konuları işleyen nazım şekli; bu tür şiirlerin bestelenmiş hâli

Vecd: Kendinden geçecek kadar İlâhî bir aşk

Ferman: Emir

Dilara: Gönül süsleyen, sevgili

Andelib: Bülbül

Zişan: Şanlı

Rahmân: Bütün mahlûkata rızıklarını veren, Allah

Rahîm: Rahmet edici, merhamet eyleyen, Allah

Kudret: Güç, takat

Banu Cihan: Cihanın Sevgilisi

Cinnet: Çılgınlık, delilik

Körpe: Taze, çok genç, yeni olmuş

Fer: Canlılık

Divane: Deli

Sema: Gökyüzü

Şahika: Doruk, zirve

Vefa: Sevgi ve dostlukta sebat ve devam

Cemal: Güzellik, yüz güzelliği

Zulmet: Karanlık

Sünbül: Sümbül

Basiret: Kalp gözü ile görme, hakikate varma

Nesil Yayınları tarafından yayınlanan

Efendimize Şiirler isimli kitabından

İktibas için izin veren

Yazar Abdullah ARIDORU 'dan

Allah razı olsun.
GÜL EFENDİM

AHMET YÜTER (1963)