|
|
+
YAĞMUR
Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben
olsaydım
Çölde seni özleyen bir kuş da ben
olsaydım
Dokunduğun küçük bir nakış da ben
olsaydım
Sana sırılsıklam bir bakış da ben
olsaydım
Uğrunda koparılan bir baş da ben
olsaydım
Bahira'dan süzülen bir yas da ben
olsaydım
Okşadığın bir parça kumaş da ben
olsaydım
Senin için görülen bir düş de ben
olsaydım
Yeryüzünde seni bir gürmüş de ben
olsaydım
Senin visalinle bir gülmüş de ben
olsaydım
Sana hicret eden bir Kureyş de ben
olsaydım
Damar damar seninle, hep seninle
dolsaydım
Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın
Kabzasında bir dirhem gümüş de ben
olsaydım
NURULLAH GENÇ
Hangi
ürkek kavgada yaralandın yiğidim
Seni
bu şuh kafese hangi zâlim el koydu
Diyorsun:bir zamanlar gülşen de bir bey
idim
Hayrandır bilmez misin âlem dahî bir
güle
İçinde kızıl tüylü köstebekler ve günâh
Dağa çık,ovaya in,eğil de bak bir göle
Çekiyor gülsüz kalan her zavallı şimdi
âh
Çiçeklerin dilini unuttuğun yetmedi
İpek nağmelerini gömdün karanlığına
Yine de,nağmelerin intizârı bitmedi
Ebedî güllerini mihmân kıldı dağına
Bir Latin çiçeğine aldandı bakışların
Akreplere sevdalı neyin varsa dumanlı
Nerede o her yanı gül kokan nakışların
Nasıl bir âfet ki bu,feryâdın bile kanlı
Sana küskün,o uçsuz bucaksız soylu vatan
Batırdın hiç batmayan güneşi toprağında
Oysa bir gül aşkıdır yine kalbinde yatan
Yollara düş,bul O'nu yitirdiğin bağında
Savur kirpiklerini
Kurtulup ayağı yılanlı her kuş
Gül bıraksın Cem'in avuçlarına
Cemşîd'i Cemgül diye çağıran efsaneler
Bir gül görüp canevinden vurulun
Karanlığı aydınlansın kulların
Çünkü ışık mehtâbıdır güllerin
Gül,yağmurun bir sonraki adıdır
Gülün mecûnudur bütün çiçekler
Sonsuzluk gül, sensizlik gül,gül pusat
Gül cemresi,gül yağmuru,gül hasat
Gülü sevenlerin yoktur karası
Kurşundan beterdir gülün yarası .
Anaların gül rahminden derdiği
Dervişlerin erguvanda gördüğü
Cübbesini gül ipiyle dokuyup
Sarığını gül şeklinde ördüğü
Lâlede dertli sarhoş
Nergiste baygın gurûr
Karanfilde damar damar tâze kan
Dikende isyana mührünü vurur
Çiğdemle seyyahtır,zambakla silah
Sabır denizinde tahammül kuşu
Miğferine gül ışığı bulaşan
Gülün kanadında çıkar yokuşu
Şehzâde gül, prenses gül, kral gül
Doğuda gül,batıda gül,maral gül
Sevdalılar gül alıp gül satarlar
Gül olanlar, gül tahtında yatarlar
Mesâfeler gül alırken gönülden
Neden böyle uzaksın ki sen gülden
Boşalt sadağından dikenlerini
Düşün binlerce yıl dağarcığında
Bu derdi kahırla çekenlerini
Düş yollara ,iki gözün aksa da
Kavuş güle, gül seni bıraksa da
Hasbahçesinde ömrün yakın olmaz bana gül
Bîzarım ümîdime kurulan her tuzaktan
Tutuştu o lâcivert hayâle düşen kâkül
Bakanlar baktı sana;ben uzaktan uzaktan
Yandı birden korkuyla gözlerine uçan kuş
Bulutlar aynalara seni sordu ıraktan
Deniz sanki isyânkâr bir rüyada boğulmuş
Nehirler aktı sana ;ben uzaktan uzaktan
Peşimde her âşığın gölgesini taşırım
Alırım esrârını her devin bir dudaktan
Dağda haramilerle, kurtlarla ağlaşırım
Gökler sıcaktı sana;ben uzaktan uzaktan
Nerede bu çileyi çekenlerin tarihi
Kalbimin enkazına kan akıyor duvaktan
Çölde kalan ruhların bile döndü talihi
Türküler yaktı sana;ben uzaktan uzaktan
En kavî diken dahî murâd alır bağında
Bırakıp derde beni,kurtulursun firâktan
Gece-gündüz esridin bir kaktüs
yaprağında
Gelmem yasaktı sana;ben uzaktan uzaktan
Simsiyah bir kıyâmet tohumu filizlenir
Mezarıma isminle atacağın topraktan
Acılar sanki neden bu sevdada gizlenir
İçim tutsakdı sana;ben uzaktan uzaktan
Zembilcide büyüyen,dal üstünde uyuyan
Gülmek sende gül olur,gül bende diken
diken
Elmas beşik içinde kundağını öptüğüm
Sevmek tende gül olur,ten bende diken
diken
İnci döker gözlerin asil kirpiklerinden
Umut kanda gül olur,kan bende diken
diken
Kezzap akıtsan bile filizlenir yüreğim
Ölüm canda gül olur,can bende diken
diken
Mâverayı bulunca kapında süvariler
Kılıç kında gül olur ,kın bende diken
diken
Kafdağından öteye gidenler bir gün döner
Hasret handa gül olur,han bende diken
diken
Hasadı diriliştir tarlasında sevginin
Buğday unda gül olur,un bende diken
diken
Acıların birikir birikirde içimde
Her şey bende gül olur ,ben bende diken
diken
Gül sesleri geliyor;her yer duâ ve niyâz
Açtı gök kapısını yerde çiğ taneleri
Adımları parıltı,alınları bembeyaz
Dağılıyor evrene gülün mestâneleri
Sen ki,en büyük GÜL'sün ,en çok gülü
seversin
Söyle bahçıvanına,bir gül de bana versin
Ulu Tanrı adıyla aldığım her nefes
Senin için gül açar,kuş olup göğe uçar
Sen ey bahar elçisi,sen ey kutlu
güldeste
Senin için cansızlar bile canından geçer
Gölgeler şehrinde gül,kimseye kalmayacak
Öteler şehrinde gül, bir daha solmayacak

Nurullah Genç
AHMET YÜTER
Gül
Efendim,
Sonsuz selam, sonsuz salat, sonsuz
muhabbet ve ihtiram sana.
Elimin müjdesi, dilimin muştusu,
Gönlümün hakikat ruhu, ufkumun
kahramanı, dünyamın zimamdarı,
Hilkaten fatiham, Nübüvveten hatimem,
ezelen ve ebeden Efendim.
Varoluş varlığım, gül çağında gül
ıtırım,
Gül Efendim.
Canların cananı, güllerin gülistanı,
Sonsuzluk aşkımın nur-u ummanı, gönül
dünyamın mihveri,
Hayat eksenimin odağı, en mühim nokta-i
nazarım,
Her halükarda başvuru kaynağım, rehberi
furkanım,
Yegane sığınağım, barınağım ve limanım,
Gül Efendim.
Tesellim, bahar iklimim,
Hayatıma hayat sunan biricik modelim,
İnsanlığın iftihar tablosu Hazreti
Peygamberim,
Âlemlere rahmet olarak gönderilen,
İnsanlığa armağan olarak
vazifelendirilen,
İlâhi ikramım, canım, cananım,
İnsanlığa, insanlığı ve imanı soluklayan
muhbir-i sadıkım
Gül Efendim.
Teri gül kokan, gönlü gül kokan, ömrü
gül kokan,
Gül Efendim.
Tebliğden önce temsil gücüm,
Korkutmayan, ürkütmeyen, nefret
ettirmeyen, sevdirenim,
Zorlaştırmayan, kolaylaştıran, iyilikle,
güzellikle davrananım,
İnsanlık âlemine nümune-i imtisalim,
Muhabbetiyle, hoşgörüsüyle,
yaklaşımıyla,
Eşsiz özellik ve güzelliğiyle yaşayan
Kur’ân’ım,
Gül Efendim.
Başlara baş, kalplere ilaç, ruhlara ışık
ve ufuk,
Rengime renk, çizgime çizgi, ölçüme
ölçü,
Renk, renk, huy, huy, çizgi, çizgi, yol,
yol izdüşümler halinde,
İçimde, metafizik yönümde yaşayanım,
Gül Efendim.
Ahengim, rengim, özümde biçimlenen
irfanım,
Hayat seyrimin fethi, damarlarında
dolaşan imanım.
Kafa, kalp ve ruh bütünlüğümde
şekillenen Sultanım,
Beni nice ümitlerle hülyalandıran
hayalim, gerçeğim,
Düşüm, gülüşüm.
Gül Efendim.
Gecelerimin ışığı dolunayım, gül
baharım,
Nazenin fidanlarımın üstünde çiçek çiçek
açıverenim,
Şafak serinliğimi, bakış derinliğimi
dupduru sularıyla yıkayanım,
Kutlu zaman dilimim, ölümsüz bahar
atmosferim,
Sevgi oymağımda sevincim, sevgilim,
Hiç başımı yastığımdan kaldırmadan,
gözümü kırpmadan,
Asırlarca sürüp gitmesini istediğim
tatlı rüyam,
Misk-i anberim, solmayan boyam,
Dimağımda elvan elvan lezzetim, izzetim,
şerefim,
Gül Efendim.
Ahmedim, Mahmudum, Muhammedim,
Halık-ı Yezdanımdan, Sultan-ı Müeyyedim.
Gül Efendim.
Hayatımın siyeri, vasfımın şemaili,
Yakınlığına yakınlığımın ifadesi hilyem,
Şanına layık mi’racım, namına layık
mesnevim,
Terennümlerim üzerine bestelenmiş
ilahim,
Kağıt kağıt, kalem kalem, kitap kitap,
söze layık, kelama layık,
Aşkım, vecdim, muhabbetim,
Gül Efendim.
Gönlümün gülü, sinemin sünbülü,
Yüreğimin bülbülü, derdimin dermanı,
ruhumun fermanı,
Nazlı ve nazenin gözbebeğim, nur-u
dilaram,
Andelib-i Zişanım, sevda iklimim, güzel
kokan mevsimim,
Rahman ve Rahimin kudretiyle, İbrahimce,
Ahmedi nefesli yarim,
Gül Efendim.
Güneşim, yıldızım, ışığım,
Medine’deki nurum, ak kalbime Banu
Cihanım,
Güçsüzlüğümün gücü, çaresizliğimin
çaresi, şanım,
Gül Efendim.
Sonsuz selam, sonsuz salat, sonsuz
muhabbet ve ihtiram sana
Gül Efendim.
Senin olmadığın yıllarda,
Çölün ortasında alevler almış başını
gidiyordu.
Küfürler kavurarak, har vurup harman
savuruyordu.
Gündüzler anlamını yitirmişti.
Geceler büsbütün yalanları solukluyordu.
Dalga dalgaydı nefesler, kısılmıştı,
titrek titrekti sesler
Gündüzler de, geceler de hiç yaşanma
imkanına erişemediler,
Yetimdi sözcükler ve sevgiler, acılar
besteliyordu yürekler
Cahilce işleniyordu cinayetler,
kızlarını diri diri toprağa gömüyorlardı
babalar.
Cinnet karargahına dönmüştü kalpler,
hırpalanmıştı bünyeler,
Hor hakir görülüyordu, insandan bile
sayılmıyordu kadınlar,
Çarmıha geriliyordu masum ve narin
kelebekler,
Hayat hakkını bulamıyordu bebekler,
körpeler
Güçsüzlerin gücünü emerek güçleniyordu
güçlüler,
Dünyaya dünya olduğunu hissettirmediler,
Özleminle dolup taşıyordu özlem
yüklüler,
Senin olmadığın yıllarda, zamanlarda,
Gül Efendim.
Ah keşke ne olur hep aşkınla oturup
aşkınla kalkabilsem,
Ruhların yükselişleri gibi ufuklarında
dolaşabilsem,
Ne yapıp edip de taa iç dünyalarına
derinlemesine akabilsem,
Mecnun gibi arkandan yorulmadan
koşabilsem,
İçime bir kor gibi düşerek, ocaklar gibi
yanabilsem,
Sensiz geçen her türlü acılardan ah bir
kurtulabilsem
Gül Efendim.
Yine karanlıklar bastı, ışıklar kesildi,
ipler gerildi,
Bulutlar üstümüze karargah kurdu, çıkmaz
sokaklar çoğaldı,
Yollar çatallandı, insanlar yoruldu,
daraldı, bunaldı,
Varlık içinde yokluk çektiriliyor can
taşıyanlara,
İmdat çığlıkları dağlar boyunca
dalgalandı,
Kara çizgiler belirdi kara bahtımızda,
Yitirdik kendimizi, senin aşkını
yitirdik.
Tuzakların esaretinde inlemekte
kulaklarımız.
Feri kesildi gözlerimizin, tesiri
kalmadı sözlerimizin,
Divanelere döndüğümüz muhakkak, yaya
kaldığımız muhakkak.
Kendimizi unuttuğumuz muhakkak, Seni
bilmez olduğumuz muhakkak.
Gül Efendim.
Sana her zamankinden daha muhtacız
Efendim,
Uyandır gaflet uykularından bizleri
Efendim,
Yeniden içime, gönlüme, metafiziğime doğ
Sen
Ey Sevgili.
Gül Efendim.
Öyle bir doğuşla doğ ki, öyle bir
gelişle gel ki,
Öyle bir sarışla sar ki; dünyam
başkalaşsın, gönlüm yenilensin,
Ufkumda ısı ve ışık yüklü güneşler
doğsun.
Gecelere renk veren aylar semalarımı
kaplasın,
Yıldızlar saf saf etrafımda dizilsin,
hakikatler sezilsin.
Bilinmesi gerekenler bilinsin, derilmesi
gereken güller derilsin.
Gül Efendim.
Gel ey aşk ikliminin Sultanı,
Gel ey güzellik şahikalarımın dolunayı,
Gel ey vefa ve safa göklerinin hilali,
cemali,
Gel ey güzellikler ordusunun hakanı,
varlık aleminin özü, kemali.
Gel, gel de dağıt şu zulmeti. İkram et,
yitirdiğimiz cenneti.
Deriver içimize layık gülleri,
sünbülleri,
İtiverme ne olur elinin tersiyle
bizleri.
Aklımıza sun akılları, basiretleri,
Gül Efendim.
Gel, kine kilitlenenlerin kilidini
kırmak için,
Nefrete odaklananların nefretini ortadan
kaldırmak için,
Düşmanlığa sadık kalanların, zavallı
ruhların,
Boyunlarındaki zincirleri çözüp açmak
için,
Gül Efendim.
Gel, Senin sevginle sevgilerimizi, Senin
merhametinle merhametimizi,
Senin şefkatinle şefkatimizi, Senin
sinenle sinelerimizi,
Senin muhabbetinle muhabbetimizi,
Senin hoşgörünle hoşgörümüzü
Coştur Efendim, bizleri koştur Efendim
Gül Efendim.
İçimize bir gül, gönlüzüme bir gül,
özümüze bir gül,
Gül Efendim.
Sonsuz selam, sonsuz salat, sonsuz
muhabbet ve ihtiram sana
Gül Efendim.
Salat: Namaz, dua
Muhabbet: Sevgi
İhtiram: Hürmet, saygı
Muştu: Müjde
Zimamdar: İdareci, yönetici
Hilkaten: Yaratılıştan
Fatiha: Açan, başlangıç
Nübüvvet: Peygamberlik
Hatime: Son, bitiş
Itır: Güzel, hoş koku
Gülistan: Gül bahçesi
Umman: Okyanus
Mihver: Küre ve silindirin ortasından
geçtiği kabul edilen doğru çizgi
Nazar: Bakış
Furkan: Doğruyu yanlıştan ayıran, Kur’ân-ı
Kerim
İftihar: Övünme
Muhbir-i Sadık: Doğru haberleri
ulaştıran, Peygamber Efendimiz
Tebliğ: Bildirme
Temsil: Benzetme
Nümûne: Örnek
İmtisal: Uymak
İzdüşüm: Bir ışık kaynağından çıkan
ışınların bir ekran üzerinde meydana
getirdiği görüntü
Metafizik: Fizikötesi
Ahenk: Uyum
Hülya: Hayal
Düş: Rüya
Misk: Bir cins güzel koku
Anber: Güzel koku
Dimağ: Beyin
Elvan: Renkler
Halık-ı Yezdan: Hayırları yaratan mâbûd,
Cenab-ı Hak
Müeyyed: Kuvvet verilmiş, sağlam
Siyer: Peygamberimizin hayatını anlatan
eser
Vasf: Sıfat
Şemail: Huy, tabiat, ahlak
Hilye: Güzel sıfatlar, süs
Mi’raç: Merdiven, yükselicek yer,
Efendimizin, Cenab-ı Hakk’ın huzuruna
çıkma mucizesi
Nam: Ad, isim
Mesnevi: Her beytinin mısraları kendi
aralarında kafiyeli nazım şekli
Terennüm: Yavaş ve güzel sesle şarkı
söylemek
İlahi: Allah’ın varlığı ve birliği gibi
konuları işleyen nazım şekli; bu tür
şiirlerin bestelenmiş hâli
Vecd: Kendinden geçecek kadar İlâhî bir
aşk
Ferman: Emir
Dilara: Gönül süsleyen, sevgili
Andelib: Bülbül
Zişan: Şanlı
Rahmân: Bütün mahlûkata rızıklarını
veren, Allah
Rahîm: Rahmet edici, merhamet eyleyen,
Allah
Kudret: Güç, takat
Banu Cihan: Cihanın Sevgilisi
Cinnet: Çılgınlık, delilik
Körpe: Taze, çok genç, yeni olmuş
Fer: Canlılık
Divane: Deli
Sema: Gökyüzü
Şahika: Doruk, zirve
Vefa: Sevgi ve dostlukta sebat ve devam
Cemal: Güzellik, yüz güzelliği
Zulmet: Karanlık
Sünbül: Sümbül
Basiret: Kalp gözü ile görme, hakikate
varma
Nesil Yayınları tarafından yayınlanan
Efendimize Şiirler isimli kitabından
İktibas için izin veren
Yazar Abdullah ARIDORU 'dan
Allah razı olsun.
GÜL EFENDİM
AHMET YÜTER (1963)
|