ES-SEB’U’L-ESRAR FÎ-MEDARİCİ’L-AHYAR
     Burhan İŞLİYEN
 
     
 

NAKŞİBENDİYE TARİKATI

 

Nakşibendiye tarikatı, Şah-ı Nakşibend diye meşhur olan Hace Bahauddin Muhammed b. Muhamed (791/1389) hazretlerine mensubtur.

Bahauddin, henüz üç günlük bir çocukken, doğduğu köy olan Kasr-ı Arifan’a gelen Hâce Muhammed Baba Semmesi tarafından manevî evlatlığa kabul edilmiş ve büyüdüğü zaman da tasavvufî terbiyesi o sırada beraberinde bulunan Seyyid Emir Külal’e bırakılmıştır.

Bahauddin’de, manevî mürşidi Abdulhalik Gucduvani’nin tesirinin daha büyük olduğu ileri sürülmektedir. Nitekim kendisinin Emir Külal’in aksine Abdulhalik Gucduvani’ye uyarak hafi zikri tercih etmesi, bu sözü teyid etmektedir.

Şeyhi Emir Külal bir gün Bahauddin Nakşibend’e, bundan böyle hareketlerinde serbest olduğunu, faydalı olabilecek her şeyhten feyz alabileceğini söylemiştir.

Bahauddin, yedi sene Mevlana Arif ile, oniki sene de Halil Ata ile sohbet etmiştir. İki kere hacca gitmiş, ikinci gidişinde Hace Muhammed Parsa refakat etmiştir. Dönüşünde Nişabur ve Herat’a uğrayıp, oradaki bazı büyük şeyhlerle de görüşmüştür.

Bir müddet Merv’de ikamet etmiş, daha sonra tekrar Buhara’ya dönüp, ölünceye kadar orada kalmıştır. Emir Külal’in vasiyeti üzerine ölümünden sonra ona halef olmuştur.

791 (1389) tarihinde vefat etmiş, doğduğu yer olan Kasr-ı Arifan’a defnolunmuştur.

Bahauddin Nakşibend ölümünden bir gün önce müridlerine, halifelerinden Muhammed Parsa’ya tabi olmalarını vasiyet etmiştir.[1]

Tarikat, halifeleri Alauddin Attar, Zahid Bedahşi ve Muhammed Parsa tarafından çok geniş bir alana yayılmıştır. Bilhassa İmam-ı Rabbani (1034 h.) zamanında Hindistan ve havalisinde yayılma kaydetmiştir.

Fatih Sultan Mehmed zamanında, Ubeydullah Akrar’ın halifelerinden Molla İlahi vasıtasıyla tarikat İstanbul’a girmiştir.

18. asırda Mevlana Ziyauddin Bağdadi ile de, Osmanlılarda hem genişlemiş, hem de istikrar kazanmıştır. Osmanlı padişahları, bilhassa bu asırda Nakşibendiliği himaye etmişlerdir. Son Osmanlı padişahı, Vahdeddin’in Nakşî ve Halidî olduğu rivayet edilir. İmparatorluğun orta tabakası orasında büyük bir nüfuz sağlamıştır. Nakşîlik tam anlamıyla sünnî bir tarikattır. Zikir ve adabında sükünet ve mahviyyet hakimdir.[2]

Nakşibendiye tarikatının kolları: Ahrariye, Naciyye, Kesaniye, Mazhariye, Melamiyye-i Nuriyye, Camiyye, Müceddidiye, Halidiyye.[3]

 


 

[1]İz, Mahir, Tasavvuf, sh. 239-240, İstanbul trs.

[2]Eraydın, Selçuk, Tasavvuf ve Tarikatler, sh. 433, İstanbul 1990 (3. Baskı)

[3]İz, Mahir, a.g. esr. sh. 241.