|
ES-SEB’U’L-ESRAR FÎ-MEDARİCİ’L-AHYAR
|
|
|
|
||
|
|
|||
|
ÖNSÖZ
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Alemlerin Rabbı Allah’u Teala hazretlerine hamd; Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e, aline ve ashabına salat-u selam olsun. İslam’ın en önemli gayelerinden birisi, ferdi, nefsine ve iradesine hakim, yüksek ahlak ve şahsiyet sahibi, nefsinin süfli arzularından sıyrılmış kamil bir insan haline getirmektir. Allah’u Teala kainatı yukarıdaki vasıfları taşıyan “insan-ı kamil” için yaratmıştır. Kainatı insan için yaratan Allah’u Teala insanı da kendisine ibadet için yaratmıştır. “Ölümü ve hayatı hanginizin daha güzel iş yaptığını denemek için yarattı” (67-Mülk Suresi, 2. Ayet) buyuran Allah’u Teala, güzel işin ne olduğunu ve kendisine nasıl ibadet edileceğini Kur’an-ı Kerim’le direkt olarak ve Hz. Peygamberin vasıtasıyla açıklamıştır. (Hadisler) İşte tasavvuf; doğumdan ölüme kadar imtihan olan hayatın, Allah’ın rızasına en uygun bir şekilde yaşanabilmesi, Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şerifler vasıtasıyla bildirilen esasların daha iyi uygulanabilmesi için prensibler geliştirmiş olan bir ekoldür. Bilindiği gibi İslami ilimler ilk yıllarda bir bütündü; fıkıh, tefsir, kelam, tasavvuf gibi bölümlere ayrılmış değildi. Bu tasnifler daha sonraki yıllarda ortaya çıkmıştır, bid’attir, denilemez. Çünkü bugünkü şekliyle ilimlerin hiçbiri, itikadî ve amelî mezhepler Hz. Peygamber zamanında yoktu. Diğer ilimler gibi daha sonraki yıllarda ihtiyaç sebebiyle şekillenen tasavvuf, kainatın en üstün varlığı olan (eşref-i mahluk) insanla ilgili faaliyetlerini sürdürürken bir takım vasıtalar kullanır. Tarikat da tasavvufun bu anlamda kullandığı vasıtalardan birisidir. İşte tercüme ve değerlendirmesini yapmağa çalıştığımız bu eser; tasavvufun vasıtalarından biri olan tarikatın, kollarından birisini muhtasar olarak anlatan bir kitaptır.
Tarikatleşmiş tasavvufi cereyanların en önemli ve yaygın olanlarından birisi hiç şüphesiz Nakşibendilik’tir. Muhammed b. Muhammed el-Buhari (Bahauddin Nakşibend) (vf. 791/1389) tarafından kurulduğu kabul edilen Nakşibendiliğin en önemli kollarından bir tanesi “Müceddiye” koludur. Eserimiz, Müceddiye kolunu “yedi sır” halinde adab, erkan ve önemli ıstılahlarıyla anlatır. Müellif Muhammed Masum el-Ömerî en Nakşibendî el-Müceddidî (vf. h. 1341) kitapta; “müridlere gerekli olan bazı hususlar, alem-i emir ve alem-i halk latifelerinin açıklanması, İsm-i Zat ve Nefy-ü isbat zikri, hususi olarak Nakşibendiye makamlarının açıklanması, Müceddidiye makamlarının açıklanması, Nakşibendiye tarikatında ıstılah haline gelmiş bazı lafızların açıklanması, müridlerin edepleri, tarikat silsileleri ve silsilelerdeki şeyhlerin tarihleri konularını ana başlıklar altında özetlenmiştir. Eseri Türkçe’ye tercüme ederken, mümkün mertebe metne sadık kalmaya gayret ettim. Tasavvufi ıstılahları türkçeleştirmektense, asıllarını muhafaza edip dipnotlar halinde açıklamaya gayret ettim. Anlaşılmaya yardımcı olur gayesiyle eserin sonuna; kitapta geçen tasavvufî terimlerden önemli bir bölümünü ihtiva eden “Tasavvufî Istılahlar Sözlüğü” ilave ettim. Gerek dipnot açıklamalarında, gerekse sözlüğü hazırlarken büyük ölçüde Süleyman ULUDAĞ Bey’in “Tasavvuf Terimleri Sözlüğü”nden istifade ettim. Müellif Muhammed Masum el-Ömeri hakkındaki bilgileri ise, eseri, urducadan aparçaya çeviren Ebu Şeref Muhammed Abdulkadir el-Müceddidi’nin esere yazmış olduğu önsözden aldım. Raşit Efendi Kütüphanesinde 2061 numarada kayıtlı ve matbu olan kitabın başında 7 sahifelik takrizleri tercüme etmedim. Takrizlerden birincisini Ebu’l Feyz Abdurrahman en-Nakşibendî el-Müceddidi, diğerini ise Muhammed Sadık el-Müceddidi yazmıştır. Değerlendirme bölümünde ise, eserin müellifinin büyük ölçülerde etkilendiği ve sık sık görüşlerine başvurduğu İmam-ı Rabbanî Ahmed Faruk Sehrendi ve tasavvuf literatürüne kazandırdığı vahdet-i şühud görüşü hakkında bilgi vermeye çalıştım. Ayrıca Nakşibendiye ve Müceddiye’yi kısaca tanıtıp genel esaslarını anlattım.
Eseri hatasız tercüme ettiğimizi iddia etmemiz mümkün değildir. Fakat Müceddiye hakkında türkçe olarak malumat edinmek isteyenlerin müraccat edebilecekleri ve aradıklarını bulabilecekleri bir eseri dilimize kazandırmaktan mutluyuz. Bu konuda çalışacaklara bir nebze de olsa yardımcı olursak bu büyük bir bahtiyarlıktır.
Çalışmalarımda özveri ile beni destekleyen, tercümeyi baştan sona büyük bir dikkatle okuyarak hatalarımı düzelten tez danışman hocam Prof. Dr. Muhittin BAĞÇECİ Bey’e, ayrıca Prof. Dr. Cihat TUNÇ Bey’e ve Doç. Dr. Abdurrahim GÜZEL Bey’e kalbî teşekkürlerimi sunarım. Tevfik ve hidayet Allah’tandır.
Burhan İŞLİYEN Kayseri - 1996
|
|||